Ocak 2010 için Arşiv

Fotografçılık Terimleri

Cumartesi, 30 Ocak 2010

Bazı Fotoğraf Terimleri
İŞTE BAZI FOTOĞRAF TERİMLERİ

Alan açısı:Objektiflerin kapsadığı yatay alanın açısı.

Anti-statik bez:Objektifleri yada saydamları silmek için ve statik elektirikten kaynaklanan toz zerreciklerini uzaklaştırmak için kullanılan bez.

Autofocus:Netlik ayarını otomatik olarak kendiliğinden yapan objektif sistemi.

B (bulb):uzun pozlarda makine perdesinin veya obtüratörün istenilen süre için açık kalmasını sağlayan kilitleme sistemi.

Bracketing:Alınacak sonuçlarda herhangi bir pozlandırma hatasına meydan vermemek için aynı konuyu birbirne yakın ama farklı diyafram yada enstantane hızı ile çekme yöntemi.

DX ayarı:Film kasetlerinde bulunan ve film duyarlılığını otomatil olarak makineye aktaran sistemi.

Diffuser (yayıcı):Işığı yayn ve yumuşatan açık renkli şeffaf yüzey.

Deklanşör:Sehpahaya bağlı,makineyi sarsmadan uzun çekimlerde kullanılan yumuşak deklanşör teli.

Diapozitif (slayt):İçinden ışık geçilerek seyredilen pozitif,yani gerçek renkli görüntülü film.(Saydam olarakda adlndırılır)

Diyafram:Bir optik sisteme giren ışığın denetimini sağlayan mekanik gözbebeği.

Diyopri:optik camlarının ışığı kırma gücünün sayısal ifadesi.

Duplicate:Slayt filmlerinden yapılan çoğaltma.

Enstantane:Fotoğraf makinesinde bulunan obtüratör veya perdenin açık kalma süresinin saniyede kaçta bir olduğunu gösteren birimler.

Flaş:yeterli ışık olmayan konumlarda,anlık yardımcı yapay ışık kaynağı.

Fokal uzunluk:Objektiflerin optik odak uzunluğu

Flu,Fluluk:Net olmayan fotoğraf yada bir bölümü netlik alanının dışında kalan yer.

Geri plan:Bir fotoğrafta asıl konunun gerisinde kalan alan.

Gren:Filmlerde yada baskılarda,pozlandırılmış alanların gelişimi sırasında oluşan mikroskobik şekillenmeler.

Gün ışığı:Renk ısı derecesi 5500 Kelvin olan,güneş doğduktan iki saat sonra oluşan ışığın rengi.Elektronik flaşlar gün ışığı yayar.Genelde kullanılan filmler daylight yani gün ışığı için ayarlıdır.

ISO:Fotoğraf filmlerinde ışığa duyarlılık derecesini belirleyen satandart ölçü birimi.

Kelvin:Renkli fotoğrafta ışığın renk tonunu ölçmeye yarayan birimler.

Kontakt baskı:Özellikle siyah/beyaz fotoğrafları büyütmeden önce seçebilmek için negatifle aynı boyda üretilen ufak baskılar.

Kontrans:Bir fotoğrafın konusunda yer alan en aydnlık ve en karanlık bölümler arasındaki oran.

Kaset:İçindeki filmi ışıktan koruyabilen ve onu ileri-geri sarabilmek için düzenekleri bulunan ufak makara kutu.

Negatif:Orjinal renklerin veya gri tonlarının tersine sıralanmış karşı tonların görüntüsü.

Netlik:Bir fotoğraf filmi veya baskının keskinlik derecesi.

Obtüratör:Objektifden film yüzeyine yansıyan ışığın süresini ayarlyan sistemi.

Objektif:Görüntüyü film yüzeyine yansıtan optik sistem.

35 mm fotoğraf filmi:Genel olarak 24×36 mm’lik bir görüntü alanı içeren ve kenarlarıyla 35mm’lik genişliğe ulaşan perforeli film.

35 mm’lik fotoğraf makinesi:35mm’lik filmlerle çalışan fotoğraf makinesi.

Paralaks:Telemetreli fotoğraf makinelerinde vizörden alına görüntü ile objektiften film yüzeyine yansıyan konu arasındaki açı farkı.

Panning:Hareketli bir konuyu vizörden takip ederek yapılan çekim türü.

Perspektif:Fotoğrafta bir konu içine sığan farklı uzklıklardaki objelerin birbirleriyle olan görsel ilişkisi.

Pozlandırma:Kullanılan filmin duyarlılığına göre,yüzeyinin yeterli ve doğru ışık alması.

Pozometre (ışıkölçer):çoğu zaman fotoğraf makinesinin gövdesinde bulunan bağımsız olarakda kullanılabilen ve ışığın gücünü ölçmeye yarayan alet.

Parasoley:direkt ışık hüzmelerinin objektifin içinde yansıyarak meydana getirdikleri lekeleri önlemeye yarayan ve objektifin önüne bağlnan huni.

Sandviç:Uyum sağlayan iki diayı üst üste kullanma yöntemi.

Stop:Diyafram veya enstantae ayarları arasındaki derece farkları.

Tripod:üçayak.

Senkronizasyon:Fotoğraf makinesinin perdesi açıkken flaşın yanması.

Vizör:Fotoğraf makinelerinde konuyu kadrajlama

video projeksiyon cihazları Fotoğrafçılar için

Cumartesi, 16 Ocak 2010

“Eskiden dia projeksiyon makineleri vardı, şimdi video projeksiyon…”

Dijital fotoğraf makinelerinin bu kadar çok yaygınlaşmadığı zamanlarda, herhangi bir ortamda gösteri yapacağımız zaman tek kullandığımız cihaz, basit bir dia projeksiyon makinesiydi. Daha önceden çerçevelenmiş, tozları alınmış dialarımızı sıraya sokar ve magazinlere itinayla yerleştirirdik. Diaları magazinlere yerleştirmek bile dikkat gerektiren bir işti. Birini yanlış yerleştirdiğinizde gösterinin ortasında baş aşağı duran karenizi tekrar çıkarıp, doğru haline getirmek neredeyse imkansızdı. Ama öyle şeyler olurdu ki gösteri durur, ışıklar açılır, dia projeksiyon makinesine sıkışan bir diayı çıkarmak için dakikalar harcanırdı. Hatta yarım kalıp devam edemeyen onlarca gösteri hatırlıyorum. Esasında buradan yazmakla olmaz. Bu hikayeleri gerçekten yaşamış kişiler, bu işin ne kadar zor ve emek isteyen bir uğraş olduğunu eminim tekrar hatırlamışlardır. Bu arada müzik işini unutmayalım! Her gösterinin bir de müziği olurdu. Kaset ya da CD ortamında getirilir, ortamdaki mevcut müzik çalarla gösteri tam başlatıldığında müzikte açılırdı. Çoğunlukla fotoğraflar biter, müzik hala devam ederdi ya da bıçakla kesilir gibi gösteri bittiğinde kapanırdı.

Çok eskiden yaşanan şeylermiş gibi yazıyorum ama biliyorsunuz ki daha birkaç yıl öncesine kadar dia projeksiyon cihazlarını birçoğumuz kullanıyorduk. Tabi hala kullananlarda olabilir.

Ancak, artık film kullanmadığımız göz önünde bulundurulduğunda video/multimedya projeksiyon cihazlarının bizler için çok daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Peki nedir bu video/multimedya projeksiyon cihazları? Bir fotoğrafçı için bu cihazları alırken neye dikkat etmek gerekir?

Video Projeksiyon Cihazları

Bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi, oyun konsolları, DVD player ve buna benzer cihazlara bağlanabilen projeksiyon cihazları güçlerine göre belli uzaklıklardan büyütmeler yapabilen sunum sistemleridir. Ev, eğlence ya da ofis, sunum amaçlı kullanılabilen bu cihazların şu anda en çok konuşulan iki farklı teknolojisinden bahsedilebilir. Birincisi LCD (Liquid Crystal Display) teknolojisi, diğeri ise DLP (Digital Light Processing) teknolojisi.

Peki hangisi daha iyidir? Buna tek ve kısa bir yanıt vermek neredeyse imkansızdır. Bu seçim projeksiyon cihazını tamamen hangi amaçlarla kullanacağınız ve nelerden hoşlandığınızla ilgilidir.

DLP Teknolojisi Nedir?

Digital Light Processing, Texas Instument firmasının geliştirdiği bir teknolojidir. Bu sistemde lamba ışığı, üzerinde kırmızı,yeşil ve mavi renk bulunan dönen bir çark içinden geçerek DMD (Digital Micromirror Device – Dijiltal mikro ayna cihazı) chip’te oluşan renkli görüntü sinyalini objektiften perdeye yansıtır. DMD chip’te 500.000 den fazla çok küçük ve ince mikro aynalar bulunmaktadır. DMD chip’in tamamı bir insan tırnağı kadardır.

LCD Teknolojisi Nedir?

3 adet siyah/beyaz LCD’den oluşan bu sistemde, lamba ışığı dichroic ayna sisteminden geçerek LCD’lerin önünde bulunan kırmızı, yeşil ve mavi renkli filtreler aracılığı üç ana renk oluşturulur. Her LCD’den tek bir renk geçtiğinden bu renkler daha sonra bir prizma mercek tarafından tam renk oluşturularak projektör objektifi aracılığı ile perdeye yansıtılır.

DLP ve LCD teknolojileri birbirinden farklıdır
DLP teknolojisi daha yeni ve başarılı bir teknoloji olarak da kabul edilebilir. LCD cihazların en büyük handikapı görüntüyü oluşturan piksellerin küçük karecikler halinde perdede izlenmesidir. Görüntü büyüklüğü artırılırsa pikseller daha belirginleşip sanki perde üzerine ince bir ağ gerilmiş gibi görünüm ortaya çıkar. DLP cihazlarda görüntü farklı bir tarzda oluşturulduğu için perdeye yansıtılan görüntüde pikseller seçilemez. Ayrıca DLP teknolojisi görüntüde daha yüksek bir kontrast oranı sağlamaktadır.

LCD’nin dikkate alınacak özelliklerinden biri, DLP projeksiyonlarda elde edilmesi zor olan bir parlaklık sağlamasıdır. DLP yüksek kontrast, LCD ise parlaklığı ön plana çıkarır.

Ev sineması uygulamalarında DLP projeksiyonlar yüksek kontrast sağlaması ile ön plana çıkmakla birlikte, yüksek parlaklık gerektiren büyük konferans salonlarında LCD projeksiyonlar bir adım öndedir diyebiliriz. Daha küçük mekanlarda veya giriş seviyesi cihazlara gereksinim duyulan gösteri salonlarında ise, DLP ve LCD için özel bir tercihiniz olmayabilir.

ANSI Lümen Nedir?

Amerika Milli Standartlar Enstitüsü’nün (ANSI) belirlediği kriterlere uygun yapılan testlerde projeksiyon cihazının verdiği görüntünün 9 eşit kareye bölünmesi ve bu karelerden elde edilen ölçüm değerlerinin aritmetik ortalamasının görüntü boyutu (m2) ile çarpılmasından elde edilen değere denir. Kısasa projeksiyon cihazının ışık gücü-parlaklık değeridir.

Çözünürlükler Değerleri

Projeksiyon cihazları kendi çözünürlükleri ile birlikte alt veya üst çözünürlükleri de kendi çözünürlükleri içerisinde sıkıştırarak veya yayarak gösterebilirler. Ancak, bu tür görüntüler gerçek çözünürlük kadar net görüntü vermezler. Bu nedenle, kullandığınız bilgisayar ekran çözünürlüğüne göre bir projeksiyon cihazı kullanmanız gerekmektedir.

SVGA: 800×600 piksel
XGA: 1024×768 piksel
SXGA: 1280×1024 piksel

WXGA: 1440×900 piksel

UXGA: 1600×1200 piksel

Full HD: 1920×1080 piksel

Keystone Nedir?

Projeksiyon cihazının perde karşısına orantılı yerleştirilmemesinden kaynaklan perspektif bozulmalarını düzeltmek için birçok modelde bulunan optik kaydırmaya denir.

Cihazların büyük çoğunluğunda sadece dikey açı bozulmalarını düzeltecek özellik olmakla birlikte özellikle profesyonel cihazlarda hem yatay hem de dikey açı bozuklukları giderilebilmektedir.

Kontrast

Kontrast en temel tanımıyla, beyazın yanında siyah gibi koyu renkleri başarı ile gösterebilmektir. Yüksek kontrast değerleri parlak beyazın yanında gerçek siyahın gösterilebilmesini sağlar.

dB (Ses Düzeyi)

Projeksiyon cihazları çalışırken ısı oluşur ve cihaz fanlar yardımıyla soğutulur. Sürekli çalışan bu fanların ortaya çıkardığı ses rahatsız edici olmamalıdır. Gürültü ölçüm birim ise dB olarak gösterilmektedir. Günümüz ev sineması cihazları 35dB değerinin altında gürültü üretecek şekilde tasarlanmaktadır.

Sorun!

LCD mi? DLP mi?

Yedek lambası kaç para?

Lamba ömrü kaç saat?

Çözünürlüğü ne?

Kaç ANSI Lümen?

Kontrast oranı ne?

Açılış ve kapanış süresi?

dB seviyesi?

Ağırlığı?

Optik Zoom var mı?

Görüntü boyutu? Maks.-min.?

Girişleri ve bağlantılar?

Türkçe menü, kullanma kılavuzu?

Türkiye’de geçerli garanti süresi?

Mutlaka Test Edin!

Yukarıda yazdığımız soruların yanıtlarını aldıktan sonra da satın almayı düşündüğünüz cihazı mutlaka test edin. Bilgisayar ortamında hazırladığınız fotoğraf gösterinize ya da örnek fotoğraflarınıza karar verdiğiniz projeksiyon cihazı ile bakarken, renk doğruluğuna, ekonomi ve normal moddaki parlaklığa, keskinliğe, aydınlık ve karanlık ortamlardaki performansına bakmalısınız. Sonucunda da fiyat/performans oranına göre kararınızı vermelisiniz.

© Photo Digital – 2008

Bu makale Photo Digital’de yayınlanmıştır. Yazılar, yazarların kendi görüşleridir. Yazı ve fotoğraflar izinsiz olarak kopyalanamaz ve yayınlanamaz.

Photokina 2008′in Sonrasından

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Fotoğraf sektörü için dünyanın en önemli fuarlarından biri olan Photokina, 23 – 28 Eylül 2008 tarihleri arasında Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirildi. Bu yıl ki fuara 49 ülkeden toplam 1523 firma katıldı. Tanıtılan ürünler, sergiler ve en yeni teknolojileri bir arada görmek açısından son derece önemli bir etkinlik olan Photokina fuarı iki senede bir düzenleniyor.

Bir sonraki Photokina fuarı ise, 28 Eylül – 3 Ekim 2010 tarihleri arasında, en yeni teknolojileri yine Almanya’nın Köln şehrinde ziyaretçileriyle buluşturacak.

Şimdi isterseniz Photokina’da duyurulan ve en çok ilgi gören ürünlere kısaca bir göz atalım. Öncelikle bu fuarda ziyaretçileri ve tüm fotoğraf severleri heyecanlandıracak pek çok yeni ürün sergilendi. Photokina 2008’de benim listeme aldığım ilk 10 ürün ve teknolojik yenilik şunlar oldu:

1.Panasonic Lumix G1

2.Leica S2 Sistem

3.Canon EOS 5D Mark II

4.Sony A900

5.Nikon D90

6.Kodak OLED Dijital Çerçeve

7.Fujifilm FinePix 3D

8.Photoshop CS4

9.Canon EOS 50D

10.Pentax K-m/K2000

* Panasonic, Photokina 2008’e “Micro Four Thirds” sistemini kullanan dünyanın ilk dijital fotoğraf makinesi Lumix G1 ile damgasını vurdu. Kompakt yapısı, hafifliği ve yüksek görüntü kalitesi ile göz dolduran G1için iki yeni objektifte Panasonic standında ziyaretçiler tarafından incelenebildi. Panasonic Lumix G Vario 14-45mm ve G Vario 45-200mm…

* Leica, Photokina fuarında duyurduğu Leica S2 sistem ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. İlk kez bu fuarda tanıtılan Leica S2 sistem DSLR fotoğraf makinesi ve objektifleri, 37.5 milyon piksellik (30×45mm) yüksek bir görüntü kalitesi sunuyor. 35mm formatından daha büyük bir sensör boyutu ile tamamen profesyonel fotoğrafçıları hedefleyen bu yeni konsept ergonomik yapısı ve oldukça sade tasarımı ile merak uyandırıyor.

Yeni S2 sistem DSLR makinede 2 obtüratör sistemi bulunuyor. Birincisi hızlı objektifler için gövde de, ikincisi ise flaş ile yüksek enstantaneli çekim yapabilmek için objektif içinde.

* Uzun zamandır beklenen Canon EOS 5D’nin yeni modeli EOS 5D Mark II de yine bu fuarda tanıtıldı. Canon EOS 5D Mark II, 21 milyon piksellik full frame görüntü algılayıcıya sahip. Yüksek ISO değerlerindeki görüntü kalitesi daha da iyileştirilen makine, “video çeken DSLR” konseptinin uygulandığı ilk Canon. Full HD kalitesinde son derece kaliteli video görüntüleri kaydedebilen makine bu ek özelliği ile fark yaratıyor.

* Sony’nin ilk full frame DSLR fotoğraf makinesi olan A900, 24.6 milyon piksellik çözünürlük değeri ve sunduğu gelişmiş çekim imkanları sebebiyle fuarda en çok ilgi çeken ürünler arasındaydı.

* Nikon D90 modeli DSLR makineler içerisinde ilk kez video çekim özelliği sunması sebebiyle fuarda ayrı bir ilgi gördü. 12.3 milyon piksellik yüksek bir çözünürlük değeri sunan D90, yeni geliştirilen ve flaş kızağına takılan GPS adaptörü ile fotoğraflara konum bilgisini aktarabiliyor.

* Kodak standına öncelikle gözünüze çarpan ürün, özellikle ön plana çıkarılmış dijital fotoğraf çerçeveleri ve tabi fuarın gözdelerinden OLED dijital çerçeve oldu. Dünyanın ilk son kullanıcılara yönelik OLED (Organic Light Emitting Diode – Organik Işık Yayan Diyot) teknolojili kablosuz fotoğraf çerçevesi olan ürün,  son derece keskin ve canlı bir görüntü kalitesi sunuyor.

* Fujifilm standında en çok ilgi çeken ve fuardaki yenilikler arasında gösterilen ürün kuşkusuz FinePix Real 3D oldu. Bu prototip makine herhangi bir 3D gözlük olmaksızın çektiği görüntüleri arkasındaki LCD ekrandan veya bağlandığı televizyondan size izlettirebiliyor. Üzerinde iki objektifi ve iki sensör yardımıyla çekilen görüntüleri Real Photo Processor 3D yardımıyla birleştirerek kaliteli bir şekilde gösterebiliyor.

* Adobe, Photokina 2008’de merakla beklenen Photoshop CS4’ün yanında pek çok yazılımı barındıran Adobe Creative Suite 4 ürün ailesini tanıttı. Tasarımcı ve geliştirici arasındaki duvarları yıkan, yüzlerce yeni özellikle dolu, radikal iş akışı yöntemleriyle Creative Suite 4, baskı, web, mobil, interaktif, film ve video ürünlerine kadar birçok alanda yaratıcı işleyiş özelliği sunuyor.

* Canon EOS 50D modeli, 15.1 milyon piksellik CMOS görüntü algılayıcısı kullanıyor. Yaklaşık saniyede 6 karelik çekim hızı ve en yeni geliştirilen DIGIC IV işlemci kullanan makine, 3 inçlik LCD ve canlı ön izleme özelliklerini de bünyesinde barındırıyor.

* Pentax tarafında en çok bahsedilebilecek ürün şüphesiz yeni DSLR modeli K-m/K2000. K-m, K200D modeline çok yakın bir tasarıma ve teknik özelliklere sahip. CCD boyutu (23.5×15.7mm) ve çözünürlük (10.2 milyon piksel) sayısı değiştirilmeden gövde yapısı küçültülüp daha kompakt bir hale getirilmiş. Toz giderme sarsıntı önleme gibi özellikleri ise bu makinede de mevcut. Farklı olarak ISO değeri 1600’den 3200’e, çekim hızı da 3.5fps’e çıkarılmış.

1.Kingston Fotoğraf Yarışması Kazananlar

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Başarı Ödülü:

Sait Serkan Gürbüz

Sergilemeler:

Melih Sular

Aysu Akıncı

Çiğdem Yavuz

Hakan Gürler

Mehmet Ali Ok

Mustafa Gezer

Tufan Palalı

Can Berkol

Özgür Alkaner

FotoEvren.Com Fotoğrafçılık Platformu Üyeleri Başarılarınızın Devamını diler..


Bahadır Kuyucu Portfolyo

Cumartesi, 16 Ocak 2010

1980 İzmir doğumlu olan Bahadır Kuyucu, aileden gelen fotoğraf merakının gelişimi ile fotoğrafçılığa profesyonel olarak ilgi duymaya başladı. Portre ve moda fotoğrafçılığı konusunda çeşitli fotoğrafçılarla çalıştı, matbaa ve baskı tekniklerini inceleyip grafik ve renk ayrımı alanında uzmanlaşmış İzmir’de sayılı reklam ajansları ile ortak projeler ve katalog çekimler yaptı. Kendi kişisel çalışmalarında sert ifadeleri ve hareketli pozları tercih eden sanatçı, canlı renklerin yanı sıra favori rengi kırmızıyı birçok fotoğrafında kullanıyor. Kuyucu çalışmaları ile ilgili şunları söylüyor: “Fotoğrafı çekmeden önce kendi içimde o kareyi bitmiş olarak hayal etmek profesyonel çalışmalarda önemli bir detay. Böylece çekim sırasında ışık, konsept ve modelin ifadeleri ile ilgili ne yapmamız gerektiğini önceden belirlemiş ve çekim sırasında bunları uyguladığımda daha rahat ve çıkacak sonuçlardan emin olabiliyorum.”

Fotoğraf Yarışmaları ve Eczacıbaşı Kataloğu

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Geçen gün elime Eczacıbaşı’nın İstanbul Fotoğrafları kitabı (Eczacıbaşı’nın sponsorluğunda basılan ve amatör ve profesyonel fotoğrafçıların istanbul karelerinden oluşan bir fotoğraf kataloğu) geçti, üstelik yarışma fotoğrafları bile değiller.. İnanın fotoğraf adına utandım.. Çöpe atmak istedim kitabı ama atamadım, kitap sonuçta…

Amatör fotoğrafçılar için yarışmalar önemli mi? Bu sorunun cevabı muhtemelen herkese göre değişecektir. Fakat şu var ki; burası benim çöplüğüm ve ben de kendi fikirlerimi yazacağım. Özellikle ülkemiz açısından baktığımızda; fotoğraf yarışmaları belirli bir kesimin kontrolü altında devam eden haksızlık ve adaletsizliğin dizboyu olduğu organizasyonlar. Birazcık fotoğraf sosyalliği olan fotoğrafçılar ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Ülkemizde TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) adında bir kurum var, bu kurumun görevi ise fotoğraf yarışmalarındaki adaletsizliği ortadan kaldırmak, kurumu kimsenin salladığı yok. O yüzden oldukça pasif ve işlevsiz kalıyor.

Yarışmalardaki sorun nereden kaynaklanıyor? Bilmeyenler için hemen yazalım; sorun jüride yer alan bir takım kişilerden kaynaklanıyor. Yarışmaya fotoğraf gönderenlerin bir çoğu bunu biliyor ve daha kötüsü bunu kabullenerek gönderiyor. Kusura bakmayın ama çok uzun yıllardır fotoğraf çekiyor olması veya bu işin tekniğini en ince ayrıntılarına kadar biliyor olması veya fotoğraf üzerine felsefe yapabiliyor olması kimseyi iyi fotoğrafçı yapmaz, fotoğraflarını da iyi fotoğraf yapmaz. Hatta o kadar ki bazıları bu yarışmaları ekmek kapısı haline getirmiş, yazık… Ben mi? Evet birkaç kere yarışmalara fotoğraf gönderdim ve bazı kazanımlarım da oldu. Ama yarışma gerçeğini öğrenene kadardı bu, uzun süredir göndermiyorum ve göndermeyi de düşünmüyorum. Kimseye de göndermesini tavsiye etmiyorum. Cevap verilmesi gereken sorulardan biri şu: Juride yer alan birisi nasıl olur da başka bir organizasyonda yarışmacı olur? Bir başka soru: Nasıl olur da belli jürilerin olduğu yarışmalarda belli kişiler dereceye girer? Bunu istatiksel olarak hesaplayıp cetvel tutanlar bile var… Tamam biraz öznel bir seçim fotoğraf ama zannettiğiniz gibi tamamen öznel de değil ve olmamalı da. Juride yaşananlar ve fotoğraf seçimi yapılırken olanlar hakkında inanılmaz şeyler dolaşıyor ortalıklarda.

Herneyse, konumuz Eczacıbaşı’nın İstanbul Fotoğrafları kitabı hakkındaydı, yarışmalar da nereden çıktı… Eczacıbaşı Holding her yıl bir konu belirleyerek fotoğraf seçkilerinden oluşan kaliteli bir baskı ile güzel bir kitap çıkartıyor. 2009 yılının konusu İstanbul’du (Sanırım 2010 İstanbul dünya kültür başkenti nedeniyle). Fakat bu sefer seçilen fotoğraflar tıpkı yarışmalardaki gibi bazı isimlerin bu kitapta yer alması istendiği için yapılmış gibi duruyor. Çünkü vasat fotoğrafları geçtim, kötü fotoğraflar o kadar çok ki. Eğer kitaba bir şekilde ulaşabilirseniz şu sayfalarına bakın lütfen ve buraya o fotoğraflar hakkındaki yorumunuzu yazın 11, 46, 50, 104, 173 (173 deki sanırım baskıyla ilgili bir sıkıntı). Kitaba ulaşamayabilirsiniz, elimdeki kitabı yorum yazan amatör fotoğrafçı bir arkadaşa gönderebilirim. Kısacası Eczacıbaşı ismine bu kitabı hiç yakıştıramadım.

Beğendiğim fotoğraflar olmadı mı? Olmaz mı, oldu tabiki, örneğin 2, 9, 37, 118, 126, 143..

Lütfen insanlara aptal muamelesi yapmayın, özellikle fotoğraf seçen yarışma Jurisi, size sesleniyorum, yarışma jürisi olmadan önce biraz daha düşünün, hakkınızda ve arkanızda konuşulanları kontrol edemezsiniz. Ayrıca bir fıkra vardı hani “Derleeer, derleeer..” şeklinde

Kaynak; Hakkı Ceylan

Polar Panorama nasıl yapılır?

Salı, 12 Ocak 2010

Polar Panorama, Kutup Panorama, Little Planet gibi terimlerle adlandırdığımız, bazı kaynaklarda da her ne kadar yanlış olsa da Circular Panorama olarak geçen ve oldukça eğlenceli olduğunu düşündüğüm bir teknikten bahsetmek istiyorum.

Öncelikle elinizde bu iş için uygun fotoğrafın olması gerekiyor. Bu fotoğrafı balıkgözü (fisheye) lensle çekilen birkaç fotoğraftan oluşturacağınız gibi, genişaçı lensle çekilmiş daha çok fotoğraftan da oluşturabilirsiniz. Temelde çektiğiniz fotoğraflar 360° lik bir görüş alanını göstermelidir. Ama daha az bir alanı gösteren panoramik bir fotoğraf ta işimizi görecektir. Bu durumda kullanılacak fotoğrafın her iki kenarındaki görüntününü birbirine uyumu önemli hale gelir. Anlatmak istediklerimizi bir örnekle yaparak devam edelim:

Geçen Pazar Büyükada’ ya gidip biraz fotoğraf çekimi yaptım. Elimde 6 adet, toplamı 360° lik görüş açını gösteren fotoğraflar var. Bu fotoğrafları Nikon D300 ve Nikon 10.5mm fisheye kombinasyonu ile çektim. Elinizdeki objektifin görüş açısı nekadar geniş olursa çekeceğiniz fotoğraf sayısı da o derece az olacaktır. Bu çekimleri yaparken kadrajda hareketli nesnelerin olmamasına dikkat edin. Öncelikle bu fotoğrafları birleştirerek işe başlamamız gerekiyor, bu iş genellikle Stitch olarak adlandırılıyor. Stitch yani birleştirme işlemini Photoshop ile yapabileceğiniz gibi bu iş için özelleşmiş profesyonel programlar da kullanabilirsiniz. Bunların en iyisi ve profesyonel amaçlarla kullanılan PTGui‘ dir. Biz yine de herkesin bildiği Photoshop’u açıp yolumuza devam edelim. Sürüm farkından dolayı Photoshop menüleri farklı yerlerde olabilir, benim kullandığım sürüm CS4 dür.

File > Automate > Photomerge menüsüne gelerek ve Browse ile fotoğraflarımızı seçerek Photoshop’un birkaç dakika işlem yapmasını bekliyoruz. Sonuçta elimizde 360° yi gösteren tek bir panoramik fotoğraf oluyor. Bu fotoğrafı kırparak veya eksiklerini klonlama yöntemiyle tamamlayarak düzeltiyoruz. Gerekli ışık düzenlemelerini level ayarını vs. yapıyoruz, sonuçta elimizde temiz bir panoramik fotoğraf kalıyor. Eğer hatasız ve bizi memnun edecek bir fotoğraf ortaya çıkmış ise bu fotoğrafı yüksek çözünürlüklü olarak kaydetmenizde fayda var.

Elimizdeki fotoğrafın genişliği oldukça büyük iken yüksekliği bunun yanında küçük bir değere sahip, örneğin benim fotoğrafım 13000 x 4288 piksel boyutlarında oluştu. Bu çözünürlükte fotoğraflarla çalışmak işlemci ve ram’e fazlaca yüklendiği için her yaptığınız adımda beklemeniz gerekecek bu yüzden eğer sadece deneme amaçlı çalışıyorsanız bu panoramik fotoğrafın boyutunu küçülterek işimize başlayabiliriz. Fotoğrafımın boyutunu 1300 x 429 piksel olarak resize ettim, şimdi çalışmaya devam edebiliriz.

Yapacağımız polar panoramanın merkezindeki bir sıkışıklık olacak, bunu gidermek için Image > Canvas Size ile alt kısmına bir miktar boşluk veriyoruz.

Eğer alt kısımda yeterince homojen bir ortam varsa buna gerek olmayabilir. Tekrar Canvas Size kısmına gelerekfotoğrafın yüksekliğini genişlik ile aynı yapıyoruz, bunu yaparken eklenecek boşluğun bu sefer üst tarafta olmasına dikkat ediyoruz. Sonrasında Image > Image Rotation yolunu izleyerek fotoğrafı 180° çeviriyoruz.

Şimdi en keyifli aşamadayız, Filter > Distort > Polar Coordinates yolunu izleyerek panoramik fotoğrafımızı planet haline getiriyoruz. Bundan sonra yapmamız gereken fotoğrafı kırpmak, beyaz olarak kalan kısımları klonlama yöntemiyle tamamlamak ve birleşme yerini düzeltmek olabilir.

Canvas Size ile fotoğrafı büyütürken alt zeminde ve üstte gökyüzünde homojen kısımlar varsa bunları değerlendirebiliriz. Fotoğrafı 180° çevirmeden önce alt kısımdaki homojen kısımdan bir miktarı seçeriz, sonrasında Edit > Free Transform(Ctrl+T) kombinasyonunu kullanarak bu kısmın boyutu mouse yardımıyla fotoğrafın en altına kadar çekerek uzatırız.

Aynı şekilde üst kısım için de eğer homojene yakın bir bulut vs gibi bir görüntü varsa bu işlem tekrarlanabilir. Dilerseniz bu beyaz boşluklara başka fotoğraflarınızdan alacağınız gökyüzünü ve zeminleri ekleyebilirsiniz. Yeniden Image > Image Rotation yolunu izleyerek fotoğrafı 180° çeviriyoruz. Ve Filter > Distort > Polar Coordinates yolunu izleyerek panoramik fotoğrafımızı planet haline getiriyoruz. Bu şekilde daha hoş görünüyor. Son olarak eğer ihtiyacınız varsa level ve renk ayarlamalarını yaptıktan sonra elimizdeki son görüntü bu şekilde oluyor.

Daha önce hazırladığım hem 360° hem de daha dar açılardaki panoramik fotoğraflardan oluşturduğum birkaç Planet görüntüsü

Kaynakİ Hakkı Ceylan

Sergi, fotoğraf, Caveman ve bir Cumartesi

Salı, 12 Ocak 2010

Bu Cumartesi sanat anlamında dolu bir gün geçirdim. İki adet sergi ve sonrasında tiyatro. Sergiler tahmin edebileceğiniz gibi fotoğraf sergileriydi. Önce Fototrek Fotoğraf Merkezindeki Yusuf Darıyerli’nin “Az Kısalt” adlı sergisini gezdik, baskıları, konusunda oldukça iyi olan Uğur Varlı yapmıştı. Fakat afiş fotoğrafı dışında kalan fotoğraflardan çarpıcı ve etkileyici olabilecek bir fotoğrafa rastlamadığımı söyleyebilirim. Sonrasında ise Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisinde açılan Balkanlar’da Işık ve Gölgeler Fotoğraf Sergisine doğru yola çıktık.. Balkanlar’da

Balkanlar’da Işık ve Gölgeler Fotoğraf Sergisi 8 Balkan fotoğrafçısının fotoğraflarından oluşuyor, sergide Hırvatistan, Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Türkiye ve Sırbistan’daki sanatçıların fotoğraflarına yer verilmiş. Burada iki isim özellikle dikkatimi çekti ve beğendiğimi söylemeliyim. Biri Bosna’lı Milomir Kovacevic, diğeri ise Bulgaristan’lı Nina Nikolova. eğer zamanınız varsa veya yolunuz İstiklal Caddesinden geçerse, tamamı siyah beyaz fotoğraflardan oluşan sergiyi görmenizi görmenizi isterim.

Aslında yazıyı yazarken asıl bashsetmek istediğin BKM de izleme fırsatı bulduğumuz Caveman isimli oyundu ama araya biraz da fotoğraf sıkıştıralım dedim… Oyunun Türkçe sayfası için: caveman.com.tr ziyaret edilebilir. Bileti alırken isteksiz davranmama rağmen oyun sonunda gayet memnundum. Caveman, Rob Becker’ ın kaleminden çıkmış tek kişilik bir oyun. Oyunda “kadınlarla erkekleri bu kadar farklı kılan nedir?” sorusunun cevabı aranıyor. Cevap olarak ta “Erkekler avcıdır, kadınlar toplayıcıdır.” savunması yapılıyor. Bir arkadaşımın da dediği gibi asıl cevap (yani sorun) yazılımın tamamen farklı olması belki de.

Rob Becker oyunda birçoğu bilinen ve bir kısmını da belki ilk kez duyacağınız bazı tespitlerde bulunuyor. Bunların ne kadarı bize yani Türkiye’ye özgü ve uyarlanmış bilemiyorum ama yönetmen Aykut Kayacık ve diğer ekip üyelerini de tebrik etmek gerekir zira oyunun hiçbir yerinde “ama bizde böyle olmuyor” dediğim olmadı. Özellikle birlikte yaşayan veya evli çiftlerin çok daha rahat anlayabileceği bir çok tespit sizi gerçekten güldürecek. Oyuncu Alper Kul’un performansı ise müthiş, Hem mimikleri ve hem de sesi ile oyunu süslemeyi ve seyirciyi güldürmeyi başarıyor. Eğer halen izlemediyseniz gecenizi renklerdirecek ve belki de gözlerinizden yaş gelene kadar gülmenizi sağlayacak bir eğlenceyi kaçırmayın derim. Tabi evli olanların mutlaka eşleriyle birlikte gitmesinde fayda var, daha çok eğleneceğinize eminim.

Kaynak; Hakkı Ceylan

Fotografista – Bir Fotoğrafçının Günlüğünden-2

Pazar, 10 Ocak 2010

İlgilenenlerin Dikkatine!

Cenk Pekcanattı’nın (I.İ.K) fotoritim.com adresindeki, “Fotografista” adlı köşesinde kaleme aldığı, “Bir Fotoğrafçının Günlüğünden-2/a” adlı günceyi aşağıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

http://www.fotoritim.com/yazi/cenk-pekcanatti–bir-fotografcinin-gunlugunden-2

Müsbet ya da menfi düşünce ve yorumlarınızı ilgili bölümde paylaşmanız dileğiyle.

Ali Öz – Fotoğraflarla Türkiye Sergisi TRABZON da

Pazar, 10 Ocak 2010

Trabzon’da Foto Forum etkinlikleri kapsamında 2010’un ilk fotoğraf sergisi haber fotoğrafçısı Ali Öz’ün fotoğraflarıyla 8 – 15 ocak tarihinde açılıyor.

1953 Silifke doğumlu sanatçı, sırası ile Nokta, Güneş Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel, Tempo, NTV MAG ve Birgün’de çalıştı.

Ankara Siyasal bilgiler Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü mezunu olup halen serbest foto muhabirliği yapmaktadır.

“Fotoğraflı Türkiye Sosyal Tarihi” olarak adlandırılabilecek sergi, son 25 yılın en önemli karelerinden oluşuyor.

Siyasetin, toplumsal aktörlerin, sosyal değişimin kırılma noktalarının sinir uçlarında gezinen objektifi ile, yaşam riski altında bile insana dair en yalın sözü, acı bir tebessüm tadında donduran enstantenelerinden 70’a yakın seçkiyi bu sergide bir arada görmek mümkün.

8 – 15 ocak 2010 tarihleri arasında gezilebilecek sergi yorumunu Yıldırım Türker yapıyor.

Yurtiçi ve Yurtdışında pek çok kişisel ve karma sergi açan sanatçı birçok ulusal ve uluslararası ödülün de sahibi