‘Teknoloji Haberleri’ kategorisi için Arşiv

‘Flâneur: Şehir Gezgini’ Zeynep Bingöl Çiftçi – Fotoğraf Sergisi

Pazar, 31 Ocak 2010

“Flâneur: Şehir Gezgini / Flâneur: Strolling in the City” “ZEYNEP BİNGÖL ÇİFTÇİ”

Açılış: 14 Ocak Perşembe 18.00
Daire Sanat, 14 Ocak – 20 Şubat tarihleri arasında Zeynep Bingöl Çiftçi’nin resimle fotoğrafı bir araya getirdiği fotoğraf kolajlarından oluşan 2. kişisel sergisi “Flâneur: Şehir Gezgini”ne ev sahipliği yapıyor.

Hareket halindeki şehrin değişen yansımaları, kalabalığın çekiciliği, kent yaşamının katmanları; binalar, sokaklar ve insanlar… Bir şehir gezgininin mekânlar ve kitleler karşısındaki kişisel inceleme ve yorumları… Zeynep Bingöl Çiftçi’nin ressam bakış açısıyla oluşturduğu foto kolajlarında bir mekânın görselinden ziyade, o mekân hakkında izleyicinin his ve izlenimlerinin tekrar uyanmasına yol açacak kompozisyonlar karşımıza çıkıyor. Şehre dair tüm renkler, dokular ve gündelik yaşam biçimleri katmanlar halinde iç içe geçiyor. Boya dokusuyla birleşen fotoğraflar, kentte geçip giden kişinin belleğindeki görüntüleri değil, sadece onun bireysel olarak yaşadığı tadı dondurma çabasında.

“Flâneur: Şehir Gezgini” adlı sergi, 14 Ocak – 20 Şubat 2010 tarihlerinde Salı – Cuma 11.00 – 18.00, Cumartesi 11.00 – 19.00 arası Cihangir Daire Sanat’ta görülebilir.

1. Pınarbaşı Ulusal Fotoğrafçılar Buluşması

Pazar, 31 Ocak 2010

PINARBAŞI’NIN HİKÂYESİNİ FOTOĞRAFLARLA YAZMAK

Bir hikâye yazalım.
Evvel zaman içinde diye başlayan.
Diyelim ki bir milyon yıl önce olsun zamanı, bu öyküyü fotoğraflamak isterseniz gelin Sorkun Yaylası’ndaki Ilgarini Mağarasına.
İçindeki sarkıt ve dikitleri fotoğraflayın, çektiğiniz kare bir milyon yıl yaşında bir oluşumun fotoğrafıdır
Alın elinize bir taşı ve fotoğraflayın.
O taşta muhtemelen milyonlarca yıllıktır.

Ilgarini mağarasında duvarları fotoğraflayın. O karede 20.000 yıl önce yaşamış olan ilk insanın hikâyesine tanık olan duvarları fotoğraflamış olursunuz.

Devrekâni Çayının, Kanlı Çayın coşkun sularının, Valla Kanyonunda kayalara yaptığı eşsiz tabloları fotoğraflarsanız her bir kıvrımında milyonlarca yıldır anlatılan ve halen süren bir hikâyeyi de fotoğraflamış olursunuz.

Ilıca Şelalesinin fotoğrafını çektiğinizde ise, yüzlerce km ötede bulutlardan süzülen bir damlanın 15 metreden özgürce süzülüşünün hikâyesini fotoğraflamış olursunuz.

Horma Kanyonunda doğal gölcükleri, su kanallarını fotoğraflarsanız, binlerce yıl önce değirmenlere su getirmek için yaşanan mücadeleyi fotoğraflarsınız.

Pınarbaşı’nın etrafını saran ormanların fotoğrafını çekerseniz, o ormanlardaki Yaşları
500–1000 arasında değişen binlerce çam, meşe, köknar, kayın, gürgen, çınar ve şimşir ağaçlarını ve ilçemize özgü yüksek nemden dolayı oluşan yosunları fotoğraflamış olursunuz.

Ve insanları,
Folklorik kıyafetleri süs diye değil günlük kıyafet olarak giyen insanlarımızı fotoğraflarsınız kurgu değil gerçek insan öykülerini fotoğraflamış olursunuz.

Gelin hep beraber bu hikâyeleri fotoğraflarla yazalım.
Makinelerde bilgisayarlarda kalmasın bu hikâyeler.
Mayıs ayında; Pınarbaşı’nda
Park Ilıca tesislerinde, yakılan kamp ateşinin karşısında, serin bahar rüzgârlarının Ilıca şelalesinin sesini taşıdığı o yerde,
Halı diye ayağınızın altına serili çimlerin üstünde,
Makinelerinizle yazdığınız bu hikâyeleri bizimle paylaşmak ister misiniz?

Biz dinlemeye hazırız.
Siz;
Fotoğraflarınızla küçük bir öykü anlatmak isterseniz,
Benim de bir hikâyem olsun diyorsanız,
Bir dağın, bir dalın, bir suyun, yüze yansıyan bir kırışıklığın, bir gülümsemenin, hikâyesini anlatmak isterseniz,
Pınarbaşı sizi bekliyor.
Bekliyoruz…

TFSF tarafından desteklenen fotomaratona tüm fotoğraf sever dostlarımızı bekliyoruz.

Temel Dijital Fotoğrafçılık Atölyesi – {atölyeistanbul} – Kadıköy

Pazar, 31 Ocak 2010

Kadıköy’de bulunan merkezimizde, ülkemizin önde gelen fotoğrafçılık eğitmenlerinden Özer Kanburoğlu eğitmenliğinde Temel Dijital Fotoğrafçılık Atölyemiz başlıyor.

Başlangıç tarihi : 12 Şubat 2010 Cuma – Her Cuma 19:30-21:30 saatleri arasında.

Süre : 2′şer saatlik 4 ders + 1 günlük çekim gezisi

Nerede : {AtölyeIstanbul} – Osmanağa mah. Arayıcıbaşı sok. Berberoğlu apt. No:30 D:5 Kadıköy / İSTANBUL

Ücret: 250Tl + kdv

Katılımcılarımıza Özer Kanburoğlu’nun “Amatörler İçin Dijital Fotoğraf” adlı kitabı hediye edilmektedir.

Kontenjanımız 12 kişi ile sınırlıdır.

Ön kayıt için lütfen arayınız.

Tel : 0 (216) 336 50 94 – 0 (533) 579 39 30

Web : http://www.atolyeistanbul.net

Kontenjanımız 12 kişi ile sınırlıdır.

İçerik:

1. DERS

FOTOĞRAF MAKİNELERİ
SLR Dijital Fotoğraf Makineleri
Kompakt Dijital Fotoğraf Makineleri
DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNİN BÖLÜMLERİ VE AYARLARI
LCD Ekranlar
Bakaç
Netleme
Pozlandırma
Beyaz Ayarı
Duyarlılık
Görüntü Çözünürlüğü
Pil
Dahili Flaş
Çözünürlük
Yüksek Çözünürlük
Orta Çözünürlük
Düşük Çözünürlük
Sensör Çeşitleri
CCD Sensör
CMOS Sensör
Foveon Sensör
Görüntü Dosyaları
Jpeg
Jpeg 2000
Tiff
Raw
Hafıza Kartları
Kompakt Flash
Secure Dijital
Sony Memory Card
Taşınabilir Hardiskler

2. DERS

DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNESİNDE POZLANDIRMA KONTROLÜ
Dijital Fot. Makinesinde Diyaframın Kontrolü
Dijital Fot. Makinesinde Örtücünün Kontrolü
Eşdeğerli Yasası
YARDIMCI MALZEMELER
Battery Grip
Tripod
Flaş
Çanta
Uzaktan Kumanda
Filtreler
Extender
Converter

3. DERS

OBJEKTİFLER
Zoom Objektifler
Normal Objektifler
Geniş Açı Objektifler
Tele Objektifler
Makro Objektifler

4. DERS

FOTOĞRAFTA IŞIĞIN KONTROLÜ
Doğal Işık Ve Kontrolü
Yapay Işık Ve Kontrolü
Kontrast Kontrolü
Işığın Yönleri

Eğitmen:

Prof. Dr. Özer KANBUROĞLU | AFIAP
Kocaeli Üniversitesi Fotoğraf ve Grafik Sanatları Bölümü Başkanı

1964 yılında İstanbulda doğdu. Gemi inşa eğitimi alarak bu alanda 15 yıl çalıştı. Bu dönem içinde merak sardığı fotoğrafa, Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde ilk eğitimini Emk. Albay Hasip Urastan alarak başladı. 1990 yılında girdiği Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümünün Fotoğraf Ana Sanat Dalından 1994te birincilik ile mezun oldu.

1998 yılında Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Fotoğraf Ana Sanat Dalında Mimari Fotoğraf konusunda Yüksek Lisans eğitimini, 2002 yılında İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Ana Bilim Dalında Haber Fotoğrafçılığı konusunda Doktora eğitimini tamamladı. Çeşitli dergilerde Yazı İşleri Müdürlüğü, Yazı İşleri Müdür Yardımcılığı ve Editörlük yaptı. İzlenimler, Detaylar, Sepetçiler ve Mimariler adlı sergilerini çeşitli etkinliklerde birçok kez sergiledi.

Ulusal ve uluslararası yarışmalarda başta, The Young Artist of Europe Ödülü (Fransa -1993), Etos Culture Ödülü (İsveç -1994), Ballantines Fotoğraf Ödülü (İngiltere – 1995), The Okamato Prize Ödülü (Japonya – 1996), Devlet Fotoğraf Yarışması Büyük Ödülü (1996), Altın Koza Fotoğraf Ödülü (1996), Şinasi Barutçu Kupası (1997, 1998, 1999), Altın Kamera (1995, 1996, 1998, 2003), 19.Fiap Saydam Bienali Gümüş Madalya (1997) Tubitak Fotoğraf Ödülü (1997), Şark Hayat (Koç Allianz) Fotoğraf Ödülü (1994, 1996, 1999, 2002), Süper Curcuit Bronz Madalya (Avusturya – 2000) Pamukbank Fotoğraf Ödülü (1999), Uluslararası Fotoğraf Fedarasyonu (FIAP) Onursal Ödül (Makedonya – 2000), Asea Brown Boweri Büyük Ödülü (İsviçre -2000), Giovanni Crespi Başarı Ödülü (İtalya – 2002), 1.Balkan Fotoğraf Yarışmasında Altın Madalya (Yunanistan – 2003), Adana Rotary Kulüp Uluslararası Fotoğraf Yarışması Mehmet Baltacı Özel Ödülü (Adana – 2003), Asea Brown Boweri Büyük Ödülü (İsviçre – 2004) Uluslararası Nasrettin Hoca Fotoğraf Yarışması Mansiyon (Konya – 2005) ve Fotoclup TG Mures Yarışması Onursal Mansiyon (Romanya – 2005) olmak üzere, 120nin üzerinde ödül kazandı. 60′ı aşkın makalesi çeşitli dergilerde yayımlandı.

Yurtiçinde ve yurtdışında birçok konferans verdi. Birçok bildirisi ulusal ve uluslararası sempozyuma kabul edildi. 2001de FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) tarafından uluslararası yarışmalardaki başarılarından dolayı AFIAP (Artist of FIAP) unvanı ile onurlandırıldı. Marmara Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyon Başkanlığınca desteklenen Denemeler ve Kaybolan Meslekler (Zanaatkarlar) adlı projelerini başarıyla bitirdi. 2003de İspanya Fotoğraf Konfederasyonu tarafından desteklenen Photographers Of The End Of Millenium adlı projede yer alan 6 Türk fotoğrafçısından biri olarak seçildi.

2002!de Yardımcı Doçent, 2004!de Doçent oldu. Temel Fotoğraf Bilgisi, Fotoğrafta Çekim Teknikleri, Basında Haber Fotoğrafı Kullanımı, A!dan Z!ye Fotoğraf, Fotoğrafta Kompozisyon adlı kitapları ile Mimariler, Sepetçiler ve Öyküler adlı katalogları da bulunan KANBUROĞLU, FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) , PSA (Photographic Society of America) ve FOTOGEN üyesidir. KANBUROĞLU, halen Kocaeli Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Fotoğraf ve Grafik Sanatları Bölümünde Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktadır.

PhotoWorld Dergisi Yalçınlar Mağazalarında

Cumartesi, 30 Ocak 2010

PhotoWorld, Ocak ayından itibaren tüm Türkiye çapındaki Yalçınlar Fotoğrafçılık mağazalarında satılmaya başlandı. Yaysat bayilerinde dergimizi bulamayanlar Yalçınlar mağazalarından dergimize ulaşabilirler.
www.photoworld.com.tr

AFSAD YAYIN ORGANI KONTRAST DERGİSİ ÇIKTI

Cumartesi, 30 Ocak 2010

Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği yayın organı olan Kontrast Fotoğraf Dergisi, Ocak ayından itibaren, fotoğraf severlerle tekrar buluşmaya başladı. Profesyonel veya amatör tüm fotoğrafçıların ve günümüzde dijital fotoğrafçılıkla birlikte artan fotoğraf meraklılarının ilgisini çekecek bir dergi olarak iki ayda bir yayımlanacak olan Kontrast, kapsamlı içeriği ve görsel kalitesiyle Türk fotoğraf dünyasının yazılı kaynak arayışına cevap vermeyi hedefliyor.

Ocak sayısında “Fotoğrafçı Ol(ama)mak” isimli dosya konusunda, fotoğraf dünyasının önemli isimlerinin yorumlarıyla fotoğrafçı olmanın ne olduğu irdelenirken, Türk fotoğraf dünyasının duayenlerinden Ozan Sağdıç’ın röportaj ve fotoğraflarıyla, hayatını fotoğrafa hizmet ederek geçirmiş bir ismin yolculuğuna eşlik ediliyor. Son dönemlerde alışılmışın dışındaki fotoğraflarıyla isminden çokça söz ettiren Şevket Şahintaş ise Kontrast’ın bir başka röportaj konuğu olarak karşınıza çıkacak. Köşe yazarları İlker Maga, Altan Bal, Murat Yaykın, Özer Kanburoğlu ve Murat Şen’in yorumlarıyla renklenen Kontrast’ta ayrıca; etkinlik haberleri, gezi bölümü, kitaplık, fotoğraf yorumu, gelişmeler ve teknik bilgiler gibi birbirinden ilginç konular da yer alıyor.

Fotoğraf severlere en geniş ağ ile ulaşmanın hedeflendiği Kontrast dergisi ücretsiz olarak dağıtılıyor ve tüm fotoğraf severlerin ulaşabilmesi için dergi www.kontrastdergi.com adresinden de online olarak yayımlanıyor. Fotoğraf derneklerine de ücretsiz olarak gönderilmiş olan Kontrast dergisi ile ilgili derneklerimizin taleplerini kontrast@afsad.org.tr adresine iletmeleri bekleniyor. Derneklerimizin dernek üyelerine dağıtmak için yapacakları dergi taleplerinin de AFSAD yönetim kurulu tarafından değerlendirilerek karşılanması hedeflenmektedir.

Fotografçılık Terimleri

Cumartesi, 30 Ocak 2010

Bazı Fotoğraf Terimleri
İŞTE BAZI FOTOĞRAF TERİMLERİ

Alan açısı:Objektiflerin kapsadığı yatay alanın açısı.

Anti-statik bez:Objektifleri yada saydamları silmek için ve statik elektirikten kaynaklanan toz zerreciklerini uzaklaştırmak için kullanılan bez.

Autofocus:Netlik ayarını otomatik olarak kendiliğinden yapan objektif sistemi.

B (bulb):uzun pozlarda makine perdesinin veya obtüratörün istenilen süre için açık kalmasını sağlayan kilitleme sistemi.

Bracketing:Alınacak sonuçlarda herhangi bir pozlandırma hatasına meydan vermemek için aynı konuyu birbirne yakın ama farklı diyafram yada enstantane hızı ile çekme yöntemi.

DX ayarı:Film kasetlerinde bulunan ve film duyarlılığını otomatil olarak makineye aktaran sistemi.

Diffuser (yayıcı):Işığı yayn ve yumuşatan açık renkli şeffaf yüzey.

Deklanşör:Sehpahaya bağlı,makineyi sarsmadan uzun çekimlerde kullanılan yumuşak deklanşör teli.

Diapozitif (slayt):İçinden ışık geçilerek seyredilen pozitif,yani gerçek renkli görüntülü film.(Saydam olarakda adlndırılır)

Diyafram:Bir optik sisteme giren ışığın denetimini sağlayan mekanik gözbebeği.

Diyopri:optik camlarının ışığı kırma gücünün sayısal ifadesi.

Duplicate:Slayt filmlerinden yapılan çoğaltma.

Enstantane:Fotoğraf makinesinde bulunan obtüratör veya perdenin açık kalma süresinin saniyede kaçta bir olduğunu gösteren birimler.

Flaş:yeterli ışık olmayan konumlarda,anlık yardımcı yapay ışık kaynağı.

Fokal uzunluk:Objektiflerin optik odak uzunluğu

Flu,Fluluk:Net olmayan fotoğraf yada bir bölümü netlik alanının dışında kalan yer.

Geri plan:Bir fotoğrafta asıl konunun gerisinde kalan alan.

Gren:Filmlerde yada baskılarda,pozlandırılmış alanların gelişimi sırasında oluşan mikroskobik şekillenmeler.

Gün ışığı:Renk ısı derecesi 5500 Kelvin olan,güneş doğduktan iki saat sonra oluşan ışığın rengi.Elektronik flaşlar gün ışığı yayar.Genelde kullanılan filmler daylight yani gün ışığı için ayarlıdır.

ISO:Fotoğraf filmlerinde ışığa duyarlılık derecesini belirleyen satandart ölçü birimi.

Kelvin:Renkli fotoğrafta ışığın renk tonunu ölçmeye yarayan birimler.

Kontakt baskı:Özellikle siyah/beyaz fotoğrafları büyütmeden önce seçebilmek için negatifle aynı boyda üretilen ufak baskılar.

Kontrans:Bir fotoğrafın konusunda yer alan en aydnlık ve en karanlık bölümler arasındaki oran.

Kaset:İçindeki filmi ışıktan koruyabilen ve onu ileri-geri sarabilmek için düzenekleri bulunan ufak makara kutu.

Negatif:Orjinal renklerin veya gri tonlarının tersine sıralanmış karşı tonların görüntüsü.

Netlik:Bir fotoğraf filmi veya baskının keskinlik derecesi.

Obtüratör:Objektifden film yüzeyine yansıyan ışığın süresini ayarlyan sistemi.

Objektif:Görüntüyü film yüzeyine yansıtan optik sistem.

35 mm fotoğraf filmi:Genel olarak 24×36 mm’lik bir görüntü alanı içeren ve kenarlarıyla 35mm’lik genişliğe ulaşan perforeli film.

35 mm’lik fotoğraf makinesi:35mm’lik filmlerle çalışan fotoğraf makinesi.

Paralaks:Telemetreli fotoğraf makinelerinde vizörden alına görüntü ile objektiften film yüzeyine yansıyan konu arasındaki açı farkı.

Panning:Hareketli bir konuyu vizörden takip ederek yapılan çekim türü.

Perspektif:Fotoğrafta bir konu içine sığan farklı uzklıklardaki objelerin birbirleriyle olan görsel ilişkisi.

Pozlandırma:Kullanılan filmin duyarlılığına göre,yüzeyinin yeterli ve doğru ışık alması.

Pozometre (ışıkölçer):çoğu zaman fotoğraf makinesinin gövdesinde bulunan bağımsız olarakda kullanılabilen ve ışığın gücünü ölçmeye yarayan alet.

Parasoley:direkt ışık hüzmelerinin objektifin içinde yansıyarak meydana getirdikleri lekeleri önlemeye yarayan ve objektifin önüne bağlnan huni.

Sandviç:Uyum sağlayan iki diayı üst üste kullanma yöntemi.

Stop:Diyafram veya enstantae ayarları arasındaki derece farkları.

Tripod:üçayak.

Senkronizasyon:Fotoğraf makinesinin perdesi açıkken flaşın yanması.

Vizör:Fotoğraf makinelerinde konuyu kadrajlama

Photokina 2008′in Sonrasından

Cumartesi, 16 Ocak 2010

Fotoğraf sektörü için dünyanın en önemli fuarlarından biri olan Photokina, 23 – 28 Eylül 2008 tarihleri arasında Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirildi. Bu yıl ki fuara 49 ülkeden toplam 1523 firma katıldı. Tanıtılan ürünler, sergiler ve en yeni teknolojileri bir arada görmek açısından son derece önemli bir etkinlik olan Photokina fuarı iki senede bir düzenleniyor.

Bir sonraki Photokina fuarı ise, 28 Eylül – 3 Ekim 2010 tarihleri arasında, en yeni teknolojileri yine Almanya’nın Köln şehrinde ziyaretçileriyle buluşturacak.

Şimdi isterseniz Photokina’da duyurulan ve en çok ilgi gören ürünlere kısaca bir göz atalım. Öncelikle bu fuarda ziyaretçileri ve tüm fotoğraf severleri heyecanlandıracak pek çok yeni ürün sergilendi. Photokina 2008’de benim listeme aldığım ilk 10 ürün ve teknolojik yenilik şunlar oldu:

1.Panasonic Lumix G1

2.Leica S2 Sistem

3.Canon EOS 5D Mark II

4.Sony A900

5.Nikon D90

6.Kodak OLED Dijital Çerçeve

7.Fujifilm FinePix 3D

8.Photoshop CS4

9.Canon EOS 50D

10.Pentax K-m/K2000

* Panasonic, Photokina 2008’e “Micro Four Thirds” sistemini kullanan dünyanın ilk dijital fotoğraf makinesi Lumix G1 ile damgasını vurdu. Kompakt yapısı, hafifliği ve yüksek görüntü kalitesi ile göz dolduran G1için iki yeni objektifte Panasonic standında ziyaretçiler tarafından incelenebildi. Panasonic Lumix G Vario 14-45mm ve G Vario 45-200mm…

* Leica, Photokina fuarında duyurduğu Leica S2 sistem ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. İlk kez bu fuarda tanıtılan Leica S2 sistem DSLR fotoğraf makinesi ve objektifleri, 37.5 milyon piksellik (30×45mm) yüksek bir görüntü kalitesi sunuyor. 35mm formatından daha büyük bir sensör boyutu ile tamamen profesyonel fotoğrafçıları hedefleyen bu yeni konsept ergonomik yapısı ve oldukça sade tasarımı ile merak uyandırıyor.

Yeni S2 sistem DSLR makinede 2 obtüratör sistemi bulunuyor. Birincisi hızlı objektifler için gövde de, ikincisi ise flaş ile yüksek enstantaneli çekim yapabilmek için objektif içinde.

* Uzun zamandır beklenen Canon EOS 5D’nin yeni modeli EOS 5D Mark II de yine bu fuarda tanıtıldı. Canon EOS 5D Mark II, 21 milyon piksellik full frame görüntü algılayıcıya sahip. Yüksek ISO değerlerindeki görüntü kalitesi daha da iyileştirilen makine, “video çeken DSLR” konseptinin uygulandığı ilk Canon. Full HD kalitesinde son derece kaliteli video görüntüleri kaydedebilen makine bu ek özelliği ile fark yaratıyor.

* Sony’nin ilk full frame DSLR fotoğraf makinesi olan A900, 24.6 milyon piksellik çözünürlük değeri ve sunduğu gelişmiş çekim imkanları sebebiyle fuarda en çok ilgi çeken ürünler arasındaydı.

* Nikon D90 modeli DSLR makineler içerisinde ilk kez video çekim özelliği sunması sebebiyle fuarda ayrı bir ilgi gördü. 12.3 milyon piksellik yüksek bir çözünürlük değeri sunan D90, yeni geliştirilen ve flaş kızağına takılan GPS adaptörü ile fotoğraflara konum bilgisini aktarabiliyor.

* Kodak standına öncelikle gözünüze çarpan ürün, özellikle ön plana çıkarılmış dijital fotoğraf çerçeveleri ve tabi fuarın gözdelerinden OLED dijital çerçeve oldu. Dünyanın ilk son kullanıcılara yönelik OLED (Organic Light Emitting Diode – Organik Işık Yayan Diyot) teknolojili kablosuz fotoğraf çerçevesi olan ürün,  son derece keskin ve canlı bir görüntü kalitesi sunuyor.

* Fujifilm standında en çok ilgi çeken ve fuardaki yenilikler arasında gösterilen ürün kuşkusuz FinePix Real 3D oldu. Bu prototip makine herhangi bir 3D gözlük olmaksızın çektiği görüntüleri arkasındaki LCD ekrandan veya bağlandığı televizyondan size izlettirebiliyor. Üzerinde iki objektifi ve iki sensör yardımıyla çekilen görüntüleri Real Photo Processor 3D yardımıyla birleştirerek kaliteli bir şekilde gösterebiliyor.

* Adobe, Photokina 2008’de merakla beklenen Photoshop CS4’ün yanında pek çok yazılımı barındıran Adobe Creative Suite 4 ürün ailesini tanıttı. Tasarımcı ve geliştirici arasındaki duvarları yıkan, yüzlerce yeni özellikle dolu, radikal iş akışı yöntemleriyle Creative Suite 4, baskı, web, mobil, interaktif, film ve video ürünlerine kadar birçok alanda yaratıcı işleyiş özelliği sunuyor.

* Canon EOS 50D modeli, 15.1 milyon piksellik CMOS görüntü algılayıcısı kullanıyor. Yaklaşık saniyede 6 karelik çekim hızı ve en yeni geliştirilen DIGIC IV işlemci kullanan makine, 3 inçlik LCD ve canlı ön izleme özelliklerini de bünyesinde barındırıyor.

* Pentax tarafında en çok bahsedilebilecek ürün şüphesiz yeni DSLR modeli K-m/K2000. K-m, K200D modeline çok yakın bir tasarıma ve teknik özelliklere sahip. CCD boyutu (23.5×15.7mm) ve çözünürlük (10.2 milyon piksel) sayısı değiştirilmeden gövde yapısı küçültülüp daha kompakt bir hale getirilmiş. Toz giderme sarsıntı önleme gibi özellikleri ise bu makinede de mevcut. Farklı olarak ISO değeri 1600’den 3200’e, çekim hızı da 3.5fps’e çıkarılmış.

Fotoğraflarla Türkiye Sosyal Tarihi

Pazar, 10 Ocak 2010

Trabzon’da Foto Forum  etkinlikleri kapsamında 2010’un ilk  fotoğraf  sergisi   haber fotoğrafçısı Ali Öz’ün fotoğraflarıyla 8 – 15 ocak  tarihinde  açılıyor.

1953 Silifke doğumlu sanatçı, sırası ile Nokta, Güneş Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel, Tempo, NTV MAG ve Birgün’de çalıştı.

Ankara Siyasal bilgiler Basın Yayın Yüksekokulu Radyo Televizyon Bölümü mezunu olup halen serbest foto muhabirliği yapmaktadır.

“Fotoğraflı Türkiye Sosyal Tarihi” olarak adlandırılabilecek sergi, son 25 yılın en önemli karelerinden oluşuyor.

Siyasetin, toplumsal aktörlerin, sosyal değişimin kırılma noktalarının sinir uçlarında gezinen objektifi ile, yaşam riski altında bile insana dair en yalın sözü, acı bir tebessüm tadında donduran enstantenelerinden 70’a yakın seçkiyi bu sergide bir arada görmek mümkün.

8 – 15 ocak 2010  tarihleri arasında gezilebilecek sergi yorumunu Yıldırım Türker yapıyor.

Deden Toruna Photoshop Efsanesi 1990′dan günümüze.. Bölüm I

Pazar, 10 Ocak 2010

Şubat 1990’da Adobe firması, Photoshop 1.0’ı piyasaya sürmüştü. Dönüp şöyle geriye baktığımızda 1990 dün gibi geliyor. Ancak Photoshop’un günümüzde geldiği noktaya bakınca geçen zamanın hayatımızda ne gibi farklar yarattığını, ne çok yenilikler katmış olduğunu görebiliyoruz. Dosyamızda, dünya standardı olarak grafik tasarımın yakın tarihine damgasını vuran Photoshop’un, 1.0 sürümünden bu yana süregelen yeniliklerinin yanı sıra, yazılımın geçirdiği ****morfozun heyecan verici serüvenini bulacaksınız. Üstelik dosyamızın sonunda Adobe’nin henüz duyurduğu Photoshop 7.0 sürümünün yeniliklerini de bulabilirsiniz.

Hikayemiz 1978 yılında başlıyor. O zamanlar Amerika’nın Michigan eyaletindeki Ann Arbor isimli bir şehirde akademisyen olan Glenn Knoll, evinin bodrumunda karanlık odası bulunan teknoloji düşkünü bir fotoğraf uzmanıdır. Kişisel bilgisayarların yeni yeni evlere girmeye başladığı bu dönemde kendine bir Apple II Plus alan Glenn Knoll’un John ve Thomas isimli iki oğlu da, her akşam eve araştırma projeleriyle gelen babalarının bu ilgisinden de hız alarak karanlık oda ve Apple II’nin müdavimleri haline geldiler. Thomas o zamanlardan “Fotoğrafçılık lise yıllarımda hobimdi. Babamın karanlık odasında renkli ve siyah-beyaz baskı yapmayı, renkleri ve kontrastı ayarlamayı öğrendim.” diye bahsediyor.

Thomas karanlık odada fotoğrafçılık konusunda uzmanlaşırken John’un ilgisi başka bir noktaya yönelmişti: Apple II Plus. John, ilgisini fazlasıyla çeken bu makine hakkında bakın ne diyor: “İlk kez gerçek bir bilgisayarın başına oturup kullanmam 1978 yılında oldu. O zamanlar 16 yaşındaydım ve kullandığım bilgisayar babamın eve aldığı 64KB RAM’i olan Apple II Plus’tı.”

Sonraki yıllarda da Mac’lerle fazlasıyla haşır neşir olacak olan John, aklından çıkmadığını söylediği bir anısından bahsederken “1984 yılında Time dergisinde Macintosh hakkında bir yazı okumuştum ve resmen çarpılmıştım.” diyor ve ekliyor: “Zaten o olaydan birkaç ay sonra, piyasaya yeni çıkmış olan Macintosh’lardan bir tane satın aldım.”

Karanlık odada elle yapılan işleri daha çok seven Thomas bile bilgisayarlara ve programcılığa ilgi duymaya başladı ve 1987’de kendine bir Macintosh Plus satın aldı. Thomas “dijital imajların işlenmesi” konulu doktora tezini Mac’iyle hazırlamaya başladı. Ancak bu aşamada büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya kaldı, çünkü Mac, Thomas’ın kullandığı imajlarda gri skala seviyelerini görüntüleyemiyordu. Sorunu çözebilmek için Thomas, gri skala efekti simule eden bir alt rutin programlamaya koyuldu.

Bir Grafik İşleme Yazılımı Doğuyor

Thomas’ın tezi dolayısıyla daha fazla alt rutin programlaması gerekti ve farklı işlere yarayan pek çok imaj işleme programcığı ortaya çıktı. Bu programcıklar, o sırada California’da Industrial Light and Magic (ILM) firmasında çalışan John’un Ann Arbor’a yaptığı bir ziyaret sırasında dikkatini çeker. John bu konuyla ilgili olarak “Thomas’ın yaptığı iş, dijitize edilmiş bir görüntü içinde, önceden tanımlanmış bir objeyi tanıyabilmeye dayanıyordu. Bu tip bir işin temelinde imaj işleme yatıyordu ve Tom bir çok imaj işleme programcığı yazmıştı.” John, Thomas’ın çalışmalarını, kendi çalıştığı firmada gördüğü Pixar isimli bir bilgisayarın imaj işleme araçlarına çok benzetir. Pixar’da kullanılan Unix C shell komut satırına benzer bir yapıda olan programcıkları Thomas bir araya getirip ‘Display’ isimli bir uygulama programı yaratır ve iki kardeş California’daki ILM’nin yolunu tutarlar.

Display gayet güzel çalışıyordu ancak John’un Display’le ilgili planları bu kadar değildi: “Daha fazlasını istiyordum. Örneğin Display imajları değişik formatlarda kaydedebilse ve ben başka yazılımlarda bunları basabilsem nasıl olurdu”, gibi… “ILM’nin grafik departmanından birkaç imaj getirdim ve ekranımda çok karanlık görünüyorlardı, birden gamma düzeltme araçlarına ihtiyaç duyuyor olduğuma karar verdim.”

John’un ricaları, Thomas’ın ilgisini tezi üzerine yoğunlaştırmasına engel olmaya başladıysa da, kişisel bilgisayar üzerinde imaj düzenleme yapabilme fikri aklını çelmeye başlamıştı.

Display’in iyileştirme süreci bir süre daha devam etti ve uygulamanın gelişmiş sürümüne 1988 yılında “ImagePro” adını verdiler. Bu noktada John, Thomas’a ImagePro’yu ticari bir yazılım haline getirmelerini önermeye başlamıştı.

Üniversitenin verdiği bursu tüketen ve üstüne üstlük eşi hamile olan Thomas, yaptığı işi tamamlayıp bir an önce bir iş bulma derdine düşer. 1988 başlarında, ImagePro’nun Beta sürümünü altı ay içinde tamamlamaya karar verir. Bu süre, Silikon Vadisi’nde müşteri aramak için de iyi bir fırsat yaratır.

Photoshop, İsmine Kavuşuyor

Thomas yazılımına isim bulmak konusunda sıkıntı çekiyordu çünkü bulduğu her isim daha önce alınmış oluyordu. Bu sıkıntısından bahsettiği bir arkadaşı ona Photoshop ismini önerdi ve yazılımın bundan sonra dünyaya damgasını vuracak olan ismi keşfedilmiş oldu.

Silikon Vadisi’ndeki birçok firma Thomas’ın teklifine ılımlı bakmıyordu. Örneğin SuperMac firmasının geri çevirme sebebi, Photoshop’u, o dönemde popüler olan yazılımları PixelPaint’le bütünleştiremeyeceklerini düşünmeleriydi. Aldus firması, kendi bünyesinde zaten benzeri bir uygulama ürettiğini belirtti. Adobe yazılıma ilgi gösterdi, ancak hemen cevap vermemişti. Sonunda Thomas Ann Arbor’a dönüp yazılım üzerinde bir süre daha çalışmaya karar verdi. Bu sırada John yazılımın tanıtım demolarını firmalara göstermeye devam ediyor, Thomas’tan sıklıkla yeni özellikler eklemesini istiyordu. Hatta programın nasıl kullanılabileceğini anlatan küçük bir kitapçık bile hazırladı.

Sonunda Silikon Vadisi’nde Barneyscan isimli bir firma kısa vadeli bir teklifle geldi. Buna göre Barneyscan, slayt tarayıcıları ile birlikte yazılımı ücretsiz olarak Barneyscan XP ismiyle dağıtacaktı. Photoshop sürüm 0.87’nin yaklaşık 200 adet kopyası Barneyscan tarayıcılarla dağıtıldı.

John, Apple’a da Photoshop’u tanıtmaya gitti ve yazılım çok ilgi gördü. Mühendisler yazılıma hayran kaldıklarını belirttiler ve John’a birkaç kopya bırakmasını rica ettiler.

Eylül 1988, Knoll kardeşlerin şansının döndüğü aydı. John, Adobe firmasının tasarım ekibine bir demo sunumu gerçekleştirdi ve firma yetkilileri üründen fazlasıyla memnun kaldılar. Özellikle Adobe’nin art direktörü Russell Brown Photoshop’tan oldukça etkilendi. O sıralar Adobe’nin, Letraset firmasıyla ColorStudio isimli yazılımı geliştirme konusunda anlaşması vardı ancak daha sonra Photoshop’un daha çok ümit vaat ettiği kanısı ağır bastı ve Adobe, kısa süre içerisinde Photoshop’un dağıtımı konusunda Knoll kardeşlerle bir lisans sözleşmesi imzaladı. 1990 yılının Şubat ayında, 10 aylık bir geliştirilme sürecinin ardından Photoshop 1.0 nihayet piyasaya sürüldü.

Anlaşmadaki en önemli nokta, anlaşmanın dağıtım lisansı üzerine olmasıydı. Adobe uzun yıllar yazılımı satın almayarak sadece dağıttı. Daha sonra Photoshop başarılı biçimde kendini göstermeye başlayınca Adobe yazılımı satın aldı ve ismini değiştirmedi. Thomas, Ann Arbor’da yazılımı geliştirmeye devam ederken John da California’da plug-in’ler yazıyordu. Plug-in’lerin de oldukça ilginç bir öyküsü var: Kimi Adobe yetkilileri John’un yazdığı plug-in’lerin ciddi bir yazılımın ayrı bir özelliği olarak lanse edilmesinin yakışık almayacağını, bunların yutturmaca gibi görüneceğini iddia ettiler. Bu yüzden John, yaptığı işleri Photoshop’a “sinsice” sokabileceği bir yol bulmak zorunda kaldı. Zaman içinde bunlar Photoshop’un en güçlü araçları haline geldiler.

Photoshop’un ilk sürümlerinde birçok hata vardı, hatta birçok kullanıcı 1.0.7 sürümünden sonra Photoshop kullanmaktan vazgeçti. Yine de Photoshop’un yakaladığı başarı takdire değerdi ve o zamanlar en büyük rakibi olan ColorStudio yazılımından kolay kullanımı ve verimli program koduyla öne çıkıyordu. ColorStudio’nun Photoshop’ta olmayan pek çok özelliği vardı ancak pazarlama konusunda en önemli dezavantajı Letraset’in yazılımı “özel kullanıcılar için özel bir uygulama” olarak konumlandırmış olmasıydı. Bunun tersine Photoshop, Macintosh’u olan herkesin kullanabileceği bir yazılım olarak lanse ediliyordu. Photoshop’un bir şansı da, masaüstü yayıncılığın yeni yeni alevlenmeye başladığı döneme denk gelmesiydi. Adobe’nin gizli silahı Russell Brown, birçok mecrada Photoshop’u anlatıyor, demolarını sunuyor, “Photoshop diye sıkı bir yazılım var, duydunuz mu?” cümlelerinin kulaktan kulağa yayılmasına önayak oluyordu. Artık Photoshop bir dünya standardı haline gelmeye başlamıştı.

Yeni Sürümler, Yeni Özellikler

Photoshop’un yeni sürümlerinin üzerinde çalışan tek kişi Thomas Knoll’du. Adobe, yeni mühendislere ihtiyaç olduğuna karar vererek Mark Hamburg’u kiralamaya karar verdi. Knoll gibi Michigan Üniversitesi mezunu olan Hamburg, daha önce Full Write yazılımı için Bézier Path eğrilerini uyarlamıştı ve Adobe, Hamburg’u 2.0 sürümü için “Path Adam” olarak kiraladı.

Hamburg ile Photoshop 2.0’a birçok güçlü araç da katılmış oldu. 2.0’ın belli başlı özellikleri arasında Illustrator dosyalarını raster etme aracı, CMYK desteği, duotonlar ve path çizimleri yapılan Pen aracını sayabiliriz. Hamburg’un getirdiği ilk ve çok önemli yenilik ise, Photoshop’a ayrılan belleğin 2 megabayttan 4 megabayta çıkarılması konusunda getirdiği öneri oldu. Bu sayede yazılım belirgin şekilde hızlı ve stabil çalışmaya başladı. Photoshop 2.0, Haziran 1991’de satışa sunuldu.

Photoshop 2.0’ın CMYK desteği vermesi, masaüstü yayıncılık dünyasının dikkatini yıldırım hızıyla bu yazılıma yöneltmesine sebep oldu. Renk ayrımı yapabilme gibi bir devrimi gerçekleştirebilmesi yazılımın satışlarını katlarken Photoshop’un gücüne yeni mühendislerle güç katılıyordu.

Bu aşamada Windows platformuna da destek verilmesi gündeme geldi ve ürün Mac ve Windows platformlarına yönelik iki ana grubun sorumluluğuna verildi. Windows tarafının gelişmesi, Thomas Knoll’un orijinal kodunun tekrar yazılma süreciyle böylece başlamış oldu. Photoshop’un 2.5 sürümü hem Mac hem de PC için geliştirilmeye başlandı. Yeni sürüme oldukça önemli yenilikler katılmasına rağmen neden sürüm numarası olarak 3.0 değil de 2.5 verildiği ise tam olarak bilinmiyor. Yeni sürümdeki yenilikler arasında meşhur paletli yapıyı, 16 bit dosya desteğini ve Windows sürümünün çıkmış olmasını sayabiliriz.

Ancak Photoshop’un 2.5 sürümünde bir bellek hatası vardı ve anında kullanıcılarından tepki almıştı. Problemin çözümü için teknik ekip anında işe koyuldu, hatta sorunun kaynağına inebilmek için müşteriler tek tek aranarak hangi işi yaparken hangi noktada sorunla karşılaştıkları soruldu ve alınan cevaplar doğrultusunda bir yol izlendi. Problem tespit edilip ortadan kaldırılınca 2.5.1 sürümü geçerli sürüm olarak piyasaya sürüldü. Bu sürümün en önemli özelliği, Apple’ın yeni ve hızlı çip mimarisi PowerPC ile uyumlu çalışan ilk uygulama olmasıydı. Power PC desteği bir plug-in ile sağlanmıştı.

Bölüm I son….

Kaynak: sectit

Fotoğraf gezisi planlarken dikkat edilecekler

Cumartesi, 09 Ocak 2010

Tatillerde, izinlerde, haftasonlarında mümkün mertebe şehir dışına ya da yurtdışına fotoğraf çekimi için gitmeye çalışıyoruz. Bazen bir grupla bazen de sadece eşimle. Yutiçi ya da yurtdışı olsun, yakın ya da uzak olsun, konaklamalı ya da günübirlik olsun, planlamayı genellikle birlikte yapıyoruz ama organizasyon kısmı ona ait. Bu işten elde ettiğimiz tecrübeleri sizinle paylaşmaya çalışacağım.

  • Gideceğiniz yerde ya da yakınlarında konaklamayı düşünüyorsanız yerinizi önceden ayırtın. Oteller pahalı olabilir ve herzaman güvenilir olmayabilir ama Öğretmen Evleri oldukça iyi alternatiflerdir, unutmayın. Oldukça temiz ve hesaplıdırlar. Sonuçta amacımız lüks bir otelde tatil yapmak değil, sadece konaklamak ve/veya kahvaltı edebilmek. Gideceğiniz yere yakın – eğer varsa – Öğretmen Evlerine ulaşabilmek için ilginç bir adres varwww.ogretmenevim.com. Buradan gerekli bilgileri elde edebilirsiniz.
  • Oraya giden tanıdığınız varsa onlarla konuşun, fotoğrafçı olsun ya da olmasın söylediklerinin tamamını dinleyin, onun için önemsiz olabilecek ayrıntılar sizin oldukça işinize yarayabilir. Fakat eğer fotoğrafçı değilse asla nerede fotoğraf çekebilirim diye sormayın. Çünkü bir fotoğrafçının bakışıyla, turistik ya da kültürel amaçlı gezi yapan birinin bakışları çok farklıdır.
  • Daha önce orada çekilen fotoğraflara bakın.  FotoEvren  gibi sitelerde arama yaparak bu fotoğraflara kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Buralarda arama yapmanız aynı zamanda fotoğrafı çekenle irtibat kurmanıza ve daha fazla bilgi almanıza yarayacaktır.
  • Gideceğiniz yere ait harita ve uydu görüntülerine bakın, Google MapsWikimapia gibi servisler bu iş için oldukça yeterli içerik sunuyorlar. Yanınıza – varsa – bir navigasyon cihazı almanız da işlerinizi kolaylaştıracaktır. Ayrıca yanınıza basılı harita almanız da yararlı olacaktır. Basılı haritanız yoksa yukarıdaki sitelerden yakın çevrenin haritalarını görüntüleyerek, bastırıp kullanabilirsiniz.
  • Gideceğiniz yerde güneşin ne zaman doğduğu ve battığını öğrenin, bunun için Diyanetin web sayfalarını kullanabilirsiniz. Gideceğiniz yere göre güneşin konumunu da tespit etmeniz önemli olabilmektedir. Bazen bir tepe ya da dağ nedeniyle gündoğumu veya günbatımı olmayabilir ve boşuna zaman kaybedersiniz.
  • Geziniz ne kadar uzun ya da kısa olursa olsun mutlaka hava durumunu kontrol edin ve ilerleyen günler hakkında fikir sahibi olun. Bu bilgileri DMİ sayfalarından, havadurumu.com.tr ‘den, Yahoo Weather sayfalarından ve daha birçok kaynaktan elde edebilirsiniz. Birkaç kaynaktan bu bilgilere ulaşmanız daha iyi olacaktır, unutmayın tüm kıyafetlerinizi buna göre hazırlayıp en kötü senaryoya göre hareket etmeniz hiçbir pişmanlık yaşamamanızı sağlar.
  • Gideceğiniz yere ait daha önce yazılanları okuyun. Yine internet bu iş için muazzam bir kaynak sunmakta ama basılı kaynakları bulup okumanız da oldukça işinize yarayacaktır. Vaktiniz olduğu kadar okumaya ve araştırmaya, sorup soruşturmaya gayret edin, inanın çok işinize yarıyor.
  • Yurtdışına gidecekseniz bunu bir tur organizasyonuyla yapmanız size kalacak yer ve ulaşım açısından ekonomik bir fayda sunacaktır. Gideceğiniz yere ulaştıktan sonraki turlara katılmak yerine kendi planınızı kendiniz yaparak oradaki metro vs. gibi ulaşımları kullanmanız, daha uzun süre yürümeniz size fotoğraf ve kültür açısından çok daha fazla şey kazandıracaktır.
  • Eğer gideceğiniz yerde araba kiralamayı düşünüyorsanız bunu da gitmeden önce halletmenizde fayda var zira orada arabasız kalabilir ya da fazla ücret ödeyebilirsiniz.
  • Tabi tüm bunları yaparken arada gezi bütçesini de oluşturmayı, zorunlu harcamalarınız ve diğer masraflar için ne kadar paraya ihtiyacınız olacağını tespit etmeyi, hangi ödemeleri kredi kartı ile yapabileceğinizi öğrenip yanınıza ne kadar nakit almanız gerektiğini hesaplamayı unutmuyoruz. Bazı yerlerde kredi kartı kullanamazsınız, bazı yerlerde ise nakit çekecek ATM bulamazsınız.
  • Son olarak yaşadıklarınızı ve çektiklerinizi paylaşın, paylaşın ki biz de oralara gidebilelim, o kültüre, o lezzetlere yabancı kalmayalım, özellikle Türkiye gibi bir coğrafyada o kadar çok gezilecek görülecek yer var ki. Her yerde farklı bir kültürün izleri ve o izleri taşıyan insanlar, bunları paylaşın, biz elimizden geldiğince paylaşıyoruz:www.azgezmis.com.

Unuttuğum bir çok ayrıntı olabilir, örneğin yayla yollarında 4×4 pahalı olduğundan ekonomik olsun diye Renault Clio kiralayabilirsiniz. Okuyanların bazıları bir gezi için gerçekten bunları yapıyor musunuz diye düşünebilir, hemen cevap vereyim “Evet” ve daha fazlası. Bizim dört, beş günü aşan gezilerimizin programı en az bir ay önceden yapılmaya başlanır. Temel rota ve rezervasyonlar çok önceden belirlenir, otel vs harcamaları daha ucuza halledilir. Gezi yaklaştıkça ayrıntılar belli olur ve son birkaç gün içerisinde neredeyse tüm günler, saati saatine programlanmıştır. Fakat böyle olması o saatlere uymak zorunda olduğumuz anlamına gelmez ve herzaman plandan sapma özgürlüğümüz vardır ama elimizde plan ve program olması “Şimdi ne yapacağız? Nereye gideceğiz?” gibi soruların hiç sorulmamasını sağlar. Sizin de kendinize ait tecrübeleriniz varsa lütfen çekinmeden yazın.

Kaynak: Hakkı Ceylan